Makine Seçimi
Fotoğraf, çağdaş insanın yaşama alanının her köşesine
çeşitli sebeplerle yerleşmiş durumdadır. Vesikalıklar, düğün, nişan, mezuniyet gibi
hayatımızın özel anlarının yanı sıra bilimsel araştırmalara kadar her konuda fotoğrafçılıkla iç
içe yaşıyoruz. Her zaman daha yenisi sunulan ve neredeyse günler içinde
eski kalabilen teknoloji, bu alanda da birçok kolaylıklar getirmektedir. Ancak iyi bir
fotoğraf çekmek için bu yeterli olmayacaktır ve göründüğü kadar kolay bir iş değildir. İyi
bir çekimin arkasında biraz bilim, sanat görüşü, teknik bilgi, tecrübe ve ilham yatar. İlham,
içten gelen tecrübe ise zamanla kazanılan olgulardır. Ancak ilk üçü konusunda bir şeyler
öğrenmek ve bu bilgilerle fotoğrafları daha güzel bir hâle getirmek mümkündür. Günümüzün 35 mm’lik kompakt ve SLR fotoğraf makinelerinde
giderek her şey otomatikleşmektedir. İstendiğinde otomatik ayarı devre dışı
bırakarak tamamen elle ayarlanabilen makineler ise her iki özelliği de sunduğundan
oldukça avantajlıdır. Kompakt ve SLR arasında bir seçim yapmadan önce çekeceğiniz
resim türüne karar vermeniz gerekir. Eğer yalnız şipşak resim istiyorsanız en
iyi seçim bir kompakt makine olacaktır. Ancak çok özel bir görüntü yakalanmak
isteniyorsa, çok sayıda çeşitli objektif ve aksesuarlar kullanılacaksa SLR makineler uygun olacaktır.
SLR makinelerin başka üstünlüğü de görüntüyü çerçevelemekteki hassaslığıdır.
Vizördeki (bakaç) görüntü objektifin gördüğünün aynısıdır. SLR makinelerin birçoğu, çok çeşitli
objektiflere ve aksesuarlara sahiptir.
Fotoğraf Makinesinin Tutulması
Fotoğraf çekimi sırasında dikkat edilmesi gereken en önemli
noktaların başında net bir görüntü elde etmek gelir. Net bir görüntü elde etme
aşamasının en başında fotoğraf makinesinin tutuluşu özel bir önem taşır. Eğer kompakt, SLR
ya da DSLR (dijital SLR) tipi bir makine kullanıyorsanız ve uzaktan çekim yapacaksanız
tutma yerini sağ elinizle kavrayın ve makine gövdesi veya objektifi sol elinizle destekleyin ve
dirseklerinizi hafifçe gövdenize dayalı tutun. Bu pozisyon size, fotoğraf makinenizin
ayarlarını sol elinizin baş ve işaret parmağı ile daha rahat yapabilme imkânı verecek, sağ
elinizle fotoğraf makinenizi hareket ettirmeden makineyi sarsmadan deklanşöre basmanızı
sağlayacaktır. Diz çökerek çekim yapmanız gerekirse destek sağlamak için dirseğinizin
birini dizinize dayayın. Yavaş enstantanelerde makinenin tabanını
uygun bir yüzeye dayayın veya tripot (üçayak) kullanın. Yere yakın çekimlerde ise
ağırlığınızı iki dirseğinize eşit olarak dağıtarak uzanın. Gerekirse fotoğraf makinenizin altına
çanta vb. destekleyici malzemeler kullanın. Uygulayacağınız bu kurallar size fotoğraf
makinenizi hareket ettirmeden net fotoğraflar çekebilme imkânı sağlar.
Obje ya da Konu Seçme:
Fotoğrafın ilgi çekiciliğini, konu ve obje seçimi,
kompozisyon ve teknik bilgiler oluşturur. Bu nedenle obje ve konu belirlerken bakış açınızı
da iyi seçin. Fotoğrafını çekeceğiniz konuyu nasıl görmek istediğinizi düşünün. Sabit
bir konunuz varsa (bina, ağaç vb.) etrafında biraz dolaştıktan sonra en iyi açıyı bulmaya
çalışın. Perspektif hatalarını hesaba katmayı unutmayın (Perspektif: Gerçekte üç boyutu
olan bir cismin iki boyuta indirgendiğinde büyüklüğü ve biçimi arasındaki
ilişkidir.).
Kompozisyonun Oluşturulması
Güzel bir fotoğrafı, sıradan ve aceleyle çekilmiş bir
fotoğraftan ayıran en önemli özelliklerden biri de güçlü ve iyi bir
kompozisyondur. Kendine ait hikâyesi olan bir konu iyi bir kompozisyon
oluşturur Yani fotoğraf çekerken kompozisyonun öğelerini doğru bir biçimde
yerleştirip bir farklılık oluşturduğunuzda iyi bir fotoğraf için ilk adımı
atmış olursunuz. Kompozisyonu oluşturmakta kullanacağınız öğelerin doğada çok
sayıda örneği vardır Bunlar çizgiler, dokular, hareket, sadelik, yinelemeler ve
perspektif gibi araçlardır. Bu araçlar fotoğraflarınıza canlılık, denge ve kontrast sağlar.
Bazen bir doku veya yineleyen biçimler güzel bir fotoğrafın tamamını oluşturabilir. Çizgiler belki de doğada en sık gördüğümüz kompozisyon
ögesidir. Etkili bir biçimde
kullanıldığında çizgiler, gözlerimizle fotoğrafın üzerinde
takip edilerek fotoğrafa anlam katar. Üç türlü çizgi vardır; yatay, dikey ve diyagonal.
Bunlar fotoğraf içinde duruma göre enerji ve devinim yaratır. Yatay çizgiler, fotoğrafı izleyenlerde durağanlık ve pastoral duygu oluşturur. Boş alanlar,
tepelerin üst sınırı, göller, ırmaklar ve deniz manzaralarında yatay çizgiler
oluşacaktır. Doğa fotoğraflarında en sık görülen yatay çizgi ise ufuk
çizgisidir. Eğer kesintiye uğramamışsa ufuk çizgisi fotoğrafta oldukça durağan
bir etki yaratacaktır. Uzun yatay çizgiler olan manzaralarda fotoğraf çekerken
yatay kadrajı tercih etmelisiniz çizgiler ise fotoğrafınıza güç duygusu
yerleştirir ve görsel güzelliğini artırır.
Doğa fotoğraflarında ağaç gövdeleri, çiçek dalları veya uzun
otlar dikey çizgiler yaratır. Eğer dikkati obje üzerinden uzaklaştırmıyorsa
dikey çizgileri fotoğrafınıza dâhil etmeye çalışın. Diyagonal çizgiler fotoğraflarınıza diğer çizgi türlerine
göre daha fazla enerji ve devinim kazandırır (Fotoğraf 1.4–Fotoğraf 1.5.). Bu
çizgiler fotoğraf üzerinde izleyicilerin gözlerini bir yöne doğru yönlendirir.
Diyagonal çizgileri dağ veya tepe yamaçları, ağaçların dalları veya ormanda
yapraklar arasından sızan ışık ışınları yaratabilir. Özellikle makro fotoğraf
çekerken bir dikey çizgiyi makinenizin açısını değiştirerek diyagonal çizgiye dönüştürebilir
ve böylece daha etkili bir sonuç yaratabilirsiniz.

Fotoğrafınızda renkler, biçimler veya çizgilerin kendilerini
yinelediği durumlarda bir doku oluşacaktır. Doku, bir nesneyi nesne yapan bir
özelliktir. Bizim bugüne kadar hissettiğimiz bütün cisimler dokularıyla vardır
ve dokuları olduğu sürece biz onları tanımak istemeye devam edeceğiz. Yere
düşmüş yapraklar, otlar arasında rastgele olarak dağılmış çiçekler veya bir
yamaçtaki ağaçların yarattığı görüntüler buna örnek olabilir. Doku etkisi yaratabilmek
için gerek çekimlerde olsun, gerekse de baskı esnasında basit kontrast teknikleriyle
dokuyu meydana çıkartmamız mümkündür. Abartılmış dokular günlük hayatta hissettiğimiz
doku izlenimini iki boyutlu zeminde yakalamamıza yardımcı olacaktır. Dokuyu, ön
plana çıkarılmış ışık gölge oyunlarıyla da fotoğraflayabiliriz

Perspektif, fotoğrafta derinliğin bir göstergesidir.
Fotoğrafınızda yukarıda anlattığımız elemanları kullanım biçiminize göre
perspektifi artırabilirsiniz. Geniş açılı lensler perspektif etkisini artırır,
dar açılı olanlar ise azaltır. Perspektifi vurgulamak isterseniz lensinizin
odak uzunluğunu düşürün, objenizi ön plana yerleştirin ve makinenizi aşağıdan
yukarıya doğru biraz açılı konumlandırın.
Bu kuralları uygularken anlattığımız elemanları ayrı olarak
düşünerek deneme fotoğrafları çekin, böylece konuyu daha iyi kavrayacak giderek
kompozisyon konusunda daha ustalaştığınızı göreceksiniz. Doğaya baktığınızda,
çizgiler, dokular, desenler ve perspektif etkisi yaratabilecek öğeleri rahatça
göreceksiniz.
Diyafram
Diyafram, öncelikle nesnenin film düzlemi üzerinde tespit
edilmesi için gerekli "ışık miktarını" ve "alan
derinliğini" denetleyen sistemdir. Objektif üzerinde merceklerin arasında yer
alır. Kısılıp açılarak film düzlemi üzerine gelen ışığın miktarını ayarlar.
Işığın yoğunluğunun kontrol edilebilmesini sağlayan, büyütülebilen ya da
küçültülebilen bir delikten ibarettir. İki fonksiyonu vardır.
Işığın yoğunluğunu kontrol eder.
Net alan derinliğini kontrol eder.
Diyaframın ve obtüratörün (enstantane) birlikte kullanılması
ile ışığın yoğunluğu, süresi, hareket ve alan derinliği kontrol edilir.
Diyafram açıklıkları
Diyafram açıklıkları f değerleri ile gösterilirler. Standart
diyafram açıklıkları f:1.2 - f1.4 - f1.8 - f2 - f2.8 - f4 - f5.6 - f8 - f11 - f16 - f22 -
f32 şeklinde bir dizi oluşturur (Resim 10). Bu diziden sağa doğru gidildikçe diyafram açıklığı alan
olarak her seferinde yarıya düşer. Yani F:5.6 diyafram açıklığı f:4 diyafram
açıklığının geçirdiği ışığın yarısını geçirir. En büyük f sayısı en küçük
açıklığı, en küçük f sayısı en büyük diyafram açıklığını gösterir. Diyafram
açıklığı sadece film düzlemi üzerine düşecek ışık miktarının belirlemekle kalmayıp
aynı zamanda çekilen konunun önünde ve arkasında ne kadar net alan derinliğinin
kalacağını da belirler.
Bakaç (Vizör):
Film düzleminde oluşacak görüntüyü izlememizi sağlayan
sistemdir. Birçok makinede odaklamayı kolaylaştırıcı telemetre, kırık görüntü,
mikro prizma gibi sistemler bakaç içerisinde yer alır ve ışık ölçümü, ışıklama,
pil kontrolü gibi işlemler bakaçtan izlenerek yapılır
Bir objektifin elle ya da otomatik olarak odaklandığı
noktanın önünde ya da arkasında oldukça keskin bir bölge bulunur. Bu bölgeye de
netlik derinliği adı verilir.
Enstantane:
Objektiften gelen ışığın filmin üzerinden geçiş süresini ve
gerekli obtüratör hızını düzenleyen uluslararası zaman birimidir. Genel olarak
ışığın az olduğu yerlerde yükseltilir, ışığın çok olduğu bölümlerde ise
düşürülür. Ancak bu kesin bir kural değildir. Ayarlar elde edilmek istenen
etkiye göre değişir. Örneğin akar su çekiminde suyun hareketini yakalamak istiyorsak
ortam ışıklı da olsa enstantane düşürülmeli, ışık dengesini diyaframı kısarak sağlamalıyız.
Dolayısıyla enstantene aynı zamanda hareketin akışını da ayarlar. Hareketli bir
cismi durağan ya da hareketi akıcı göstermek enstantane ayarları ile ilgili bir
durumdur.
Enstantane değerleri: 1– 2 – 4 – 8 – 15 – 30 – 60 – 125 –
250 – 500 – 1000 – 2000 – 4000 şeklinde bir dizi oluşturur. Hangi enstantane
değerinin tercih edileceğine ortama ve kullanılan ayarlara göre karar verilir.
Evet arkadaşlar sizi de çok sıktıysam affola :) Umarım dersimiz bir işe yaramıştır yarınki dersimiz ÇEKİM YAPARKEN DİKKATEDİLECEK NOKTALAR :) Görüşmek Üzere kendinize iyi bakın :)












0 yorum:
Yorum Gönder