Facebook Facebook Facebook Facebook

468x60 Ads

ÇEKİM ÖNCESİ HAZIRLIK İÇİN DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR

Makine Seçimi
Fotoğraf, çağdaş insanın yaşama alanının her köşesine çeşitli sebeplerle yerleşmiş durumdadır. Vesikalıklar, düğün, nişan, mezuniyet gibi hayatımızın özel anlarının yanı sıra bilimsel araştırmalara kadar her konuda fotoğrafçılıkla iç içe yaşıyoruz. Her zaman daha yenisi sunulan ve neredeyse günler içinde eski kalabilen teknoloji, bu alanda da birçok kolaylıklar getirmektedir. Ancak iyi bir fotoğraf çekmek için bu yeterli olmayacaktır ve göründüğü kadar kolay bir iş değildir. İyi bir çekimin arkasında biraz bilim, sanat görüşü, teknik bilgi, tecrübe ve ilham yatar. İlham, içten gelen tecrübe ise zamanla kazanılan olgulardır. Ancak ilk üçü konusunda bir şeyler öğrenmek ve bu bilgilerle fotoğrafları daha güzel bir hâle getirmek mümkündür. Günümüzün 35 mm’lik kompakt ve SLR fotoğraf makinelerinde giderek her şey otomatikleşmektedir. İstendiğinde otomatik ayarı devre dışı bırakarak tamamen elle ayarlanabilen makineler ise her iki özelliği de sunduğundan oldukça avantajlıdır. Kompakt ve SLR arasında bir seçim yapmadan önce çekeceğiniz resim türüne karar vermeniz gerekir. Eğer yalnız şipşak resim istiyorsanız en iyi seçim bir kompakt makine olacaktır. Ancak çok özel bir görüntü yakalanmak isteniyorsa, çok sayıda çeşitli objektif ve aksesuarlar kullanılacaksa SLR makineler uygun olacaktır. SLR makinelerin başka üstünlüğü de görüntüyü çerçevelemekteki hassaslığıdır. Vizördeki (bakaç) görüntü objektifin gördüğünün aynısıdır. SLR makinelerin birçoğu, çok çeşitli objektiflere ve aksesuarlara sahiptir.

Fotoğraf Makinesinin Tutulması
Fotoğraf çekimi sırasında dikkat edilmesi gereken en önemli noktaların başında net bir görüntü elde etmek gelir. Net bir görüntü elde etme aşamasının en başında fotoğraf makinesinin tutuluşu özel bir önem taşır. Eğer kompakt, SLR ya da DSLR (dijital SLR) tipi bir makine kullanıyorsanız ve uzaktan çekim yapacaksanız tutma yerini sağ elinizle kavrayın ve makine gövdesi veya objektifi sol elinizle destekleyin ve dirseklerinizi hafifçe gövdenize dayalı tutun. Bu pozisyon size, fotoğraf makinenizin ayarlarını sol elinizin baş ve işaret parmağı ile daha rahat yapabilme imkânı verecek, sağ elinizle fotoğraf makinenizi hareket ettirmeden makineyi sarsmadan deklanşöre basmanızı sağlayacaktır. Diz çökerek çekim yapmanız gerekirse destek sağlamak için dirseğinizin birini dizinize dayayın. Yavaş enstantanelerde makinenin tabanını uygun bir yüzeye dayayın veya tripot (üçayak) kullanın. Yere yakın çekimlerde ise ağırlığınızı iki dirseğinize eşit olarak dağıtarak uzanın. Gerekirse fotoğraf makinenizin altına çanta vb. destekleyici malzemeler kullanın. Uygulayacağınız bu kurallar size fotoğraf makinenizi hareket ettirmeden net fotoğraflar çekebilme imkânı sağlar.


Obje ya da Konu Seçme:
Fotoğrafın ilgi çekiciliğini, konu ve obje seçimi, kompozisyon ve teknik bilgiler oluşturur. Bu nedenle obje ve konu belirlerken bakış açınızı da iyi seçin. Fotoğrafını çekeceğiniz konuyu nasıl görmek istediğinizi düşünün. Sabit bir konunuz varsa (bina, ağaç vb.) etrafında biraz dolaştıktan sonra en iyi açıyı bulmaya çalışın. Perspektif hatalarını hesaba katmayı unutmayın (Perspektif: Gerçekte üç boyutu olan bir cismin iki boyuta indirgendiğinde büyüklüğü ve biçimi arasındaki ilişkidir.).


Kompozisyonun Oluşturulması
Güzel bir fotoğrafı, sıradan ve aceleyle çekilmiş bir fotoğraftan ayıran en önemli özelliklerden biri de güçlü ve iyi bir kompozisyondur. Kendine ait hikâyesi olan bir konu iyi bir kompozisyon oluşturur Yani fotoğraf çekerken kompozisyonun öğelerini doğru bir biçimde yerleştirip bir farklılık oluşturduğunuzda iyi bir fotoğraf için ilk adımı atmış olursunuz. Kompozisyonu oluşturmakta kullanacağınız öğelerin doğada çok sayıda örneği vardır  Bunlar çizgiler, dokular, hareket, sadelik, yinelemeler ve perspektif gibi araçlardır. Bu araçlar fotoğraflarınıza canlılık, denge ve kontrast sağlar. Bazen bir doku veya yineleyen biçimler güzel bir fotoğrafın tamamını oluşturabilir. Çizgiler belki de doğada en sık gördüğümüz kompozisyon ögesidir. Etkili bir biçimde
kullanıldığında çizgiler, gözlerimizle fotoğrafın üzerinde takip edilerek fotoğrafa anlam katar. Üç türlü çizgi vardır; yatay, dikey ve diyagonal. Bunlar fotoğraf içinde duruma göre enerji ve devinim yaratır. Yatay çizgiler, fotoğrafı izleyenlerde durağanlık ve pastoral duygu oluşturur. Boş alanlar, tepelerin üst sınırı, göller, ırmaklar ve deniz manzaralarında yatay çizgiler oluşacaktır. Doğa fotoğraflarında en sık görülen yatay çizgi ise ufuk çizgisidir. Eğer kesintiye uğramamışsa ufuk çizgisi fotoğrafta oldukça durağan bir etki yaratacaktır. Uzun yatay çizgiler olan manzaralarda fotoğraf çekerken yatay kadrajı tercih etmelisiniz çizgiler ise fotoğrafınıza güç duygusu yerleştirir ve görsel güzelliğini artırır.



Doğa fotoğraflarında ağaç gövdeleri, çiçek dalları veya uzun otlar dikey çizgiler yaratır. Eğer dikkati obje üzerinden uzaklaştırmıyorsa dikey çizgileri fotoğrafınıza dâhil etmeye çalışın. Diyagonal çizgiler fotoğraflarınıza diğer çizgi türlerine göre daha fazla enerji ve devinim kazandırır (Fotoğraf 1.4–Fotoğraf 1.5.). Bu çizgiler fotoğraf üzerinde izleyicilerin gözlerini bir yöne doğru yönlendirir. Diyagonal çizgileri dağ veya tepe yamaçları, ağaçların dalları veya ormanda yapraklar arasından sızan ışık ışınları yaratabilir. Özellikle makro fotoğraf çekerken bir dikey çizgiyi makinenizin açısını değiştirerek diyagonal çizgiye dönüştürebilir ve böylece daha etkili bir sonuç yaratabilirsiniz.

 




Fotoğrafınızda renkler, biçimler veya çizgilerin kendilerini yinelediği durumlarda bir doku oluşacaktır. Doku, bir nesneyi nesne yapan bir özelliktir. Bizim bugüne kadar hissettiğimiz bütün cisimler dokularıyla vardır ve dokuları olduğu sürece biz onları tanımak istemeye devam edeceğiz. Yere düşmüş yapraklar, otlar arasında rastgele olarak dağılmış çiçekler veya bir yamaçtaki ağaçların yarattığı görüntüler buna örnek olabilir. Doku etkisi yaratabilmek için gerek çekimlerde olsun, gerekse de baskı esnasında basit kontrast teknikleriyle dokuyu meydana çıkartmamız mümkündür. Abartılmış dokular günlük hayatta hissettiğimiz doku izlenimini iki boyutlu zeminde yakalamamıza yardımcı olacaktır. Dokuyu, ön plana çıkarılmış ışık gölge oyunlarıyla da fotoğraflayabiliriz
 

Perspektif, fotoğrafta derinliğin bir göstergesidir. Fotoğrafınızda yukarıda anlattığımız elemanları kullanım biçiminize göre perspektifi artırabilirsiniz. Geniş açılı lensler perspektif etkisini artırır, dar açılı olanlar ise azaltır. Perspektifi vurgulamak isterseniz lensinizin odak uzunluğunu düşürün, objenizi ön plana yerleştirin ve makinenizi aşağıdan yukarıya doğru biraz açılı konumlandırın.
Bu kuralları uygularken anlattığımız elemanları ayrı olarak düşünerek deneme fotoğrafları çekin, böylece konuyu daha iyi kavrayacak giderek kompozisyon konusunda daha ustalaştığınızı göreceksiniz. Doğaya baktığınızda, çizgiler, dokular, desenler ve perspektif etkisi yaratabilecek öğeleri rahatça göreceksiniz.
Diyafram
Diyafram, öncelikle nesnenin film düzlemi üzerinde tespit edilmesi için gerekli "ışık miktarını" ve "alan derinliğini" denetleyen sistemdir. Objektif üzerinde merceklerin arasında yer alır. Kısılıp açılarak film düzlemi üzerine gelen ışığın miktarını ayarlar. Işığın yoğunluğunun kontrol edilebilmesini sağlayan, büyütülebilen ya da küçültülebilen bir delikten ibarettir. İki fonksiyonu vardır.
 Işığın yoğunluğunu kontrol eder.
 Net alan derinliğini kontrol eder.
Diyaframın ve obtüratörün (enstantane) birlikte kullanılması ile ışığın yoğunluğu, süresi, hareket ve alan derinliği kontrol edilir.



Diyafram açıklıkları
Diyafram açıklıkları f değerleri ile gösterilirler. Standart diyafram açıklıkları f:1.2 - f1.4 - f1.8 - f2 - f2.8 - f4 - f5.6 - f8 - f11 - f16 - f22 - f32 şeklinde bir dizi oluşturur (Resim 10). Bu diziden sağa doğru gidildikçe diyafram açıklığı alan olarak her seferinde yarıya düşer. Yani F:5.6 diyafram açıklığı f:4 diyafram açıklığının geçirdiği ışığın yarısını geçirir. En büyük f sayısı en küçük açıklığı, en küçük f sayısı en büyük diyafram açıklığını gösterir. Diyafram açıklığı sadece film düzlemi üzerine düşecek ışık miktarının belirlemekle kalmayıp aynı zamanda çekilen konunun önünde ve arkasında ne kadar net alan derinliğinin kalacağını da belirler.
Bakaç (Vizör):
Film düzleminde oluşacak görüntüyü izlememizi sağlayan sistemdir. Birçok makinede odaklamayı kolaylaştırıcı telemetre, kırık görüntü, mikro prizma gibi sistemler bakaç içerisinde yer alır ve ışık ölçümü, ışıklama, pil kontrolü gibi işlemler bakaçtan izlenerek yapılır
Bir objektifin elle ya da otomatik olarak odaklandığı noktanın önünde ya da arkasında oldukça keskin bir bölge bulunur. Bu bölgeye de netlik derinliği adı verilir.
Enstantane:
Objektiften gelen ışığın filmin üzerinden geçiş süresini ve gerekli obtüratör hızını düzenleyen uluslararası zaman birimidir. Genel olarak ışığın az olduğu yerlerde yükseltilir, ışığın çok olduğu bölümlerde ise düşürülür. Ancak bu kesin bir kural değildir. Ayarlar elde edilmek istenen etkiye göre değişir. Örneğin akar su çekiminde suyun hareketini yakalamak istiyorsak ortam ışıklı da olsa enstantane düşürülmeli, ışık dengesini diyaframı kısarak sağlamalıyız. Dolayısıyla enstantene aynı zamanda hareketin akışını da ayarlar. Hareketli bir cismi durağan ya da hareketi akıcı göstermek enstantane ayarları ile ilgili bir durumdur.
Enstantane değerleri: 1– 2 – 4 – 8 – 15 – 30 – 60 – 125 – 250 – 500 – 1000 – 2000 – 4000 şeklinde bir dizi oluşturur. Hangi enstantane değerinin tercih edileceğine ortama ve kullanılan ayarlara göre karar verilir.

Evet arkadaşlar sizi de çok sıktıysam affola :) Umarım dersimiz bir işe yaramıştır yarınki dersimiz ÇEKİM YAPARKEN DİKKATEDİLECEK NOKTALAR :) Görüşmek Üzere kendinize iyi bakın :)

0 yorum:

Yorum Gönder