Facebook Facebook Facebook Facebook

468x60 Ads

Mehmet Kırmızıkaya - Yedikuyu - Kahramanmaraş

0 yorum


FOTOĞRAF DEĞERLENDİRMEDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR

0 yorum

Fotoğrafta Oluşan Hataların Analizi
Fotoğrafçılıkta iki farklı aşamada hata yapılabilir. Bunlardan birincisi çekim sırasında, ikincisi ise film banyosu sırasında olanlardır. Bizim için önemli olan ilk etap da çekim esnasında oluşabilecek hatalardır. Bunlar:
Aşırı pozlandırma hatası: Görüntüler çok parlaktır ve ayrıntılar sadece gölge alanlarda belirgindir (Fotoğraf 
Çözümü: Çok yavaş bir enstantane ya da çok açık bir diyafram buna neden olur. Daha düşük bir diyafram açıklığı ya da hızlı bir enstantane seçin. Bu hata çok sık gerçekleşiyorsa fotoğraf makinenizi bir uzmana gösterin.

-Az pozlandırma: Görüntüler çok karanlıktır ve ayrıntılar sadece parlak alanlarda belirgindir.
-Çözüm: Çok hızlı bir enstantane ya da çok küçük bir diyafram açıklığı buna neden olur. Daha yavaş bir enstantane daha geniş bir diyafram açıklığı seçin.
-Parlama hataları: Fotoğrafta ortaya çıkan. Belirgin olmayan bir parlama ya da bir dizi parlak biçim(Resim 
-Çözümü: Diyaframın metal yaprakçıklarından yansıyan yoğun ışığın sebep olduğu bu hatayı düzeltmek için objektifin ucuna başlık takın ve kuvvetli parlamaları resmin içine sokmayın.

Paralaks: Fotoğraftaki nesneler ya da üst kısmı çıkmamaktadır.
Çözümü: Bu sorun kompakt makinelerde görülür. Yakındaki konularda vizörün gördüğüyle objektifin gördüğünün tamamen aynı olmamasından kaynaklanır. Vizörün içindeki paralaks düzeltme işaretlerine dikkat edin.
Ayrıca konuyla resmin kenarları arasındaki boşluğu fotoğraf makinenizin kullanma kitapçığında önerilenden daha geniş tutun. Böylece olabilecek herhangi bir hataya karşı yanlarda pay bırakmış olursunuz.

Flaşlı aşırı pozlandırma: Aşırı pozlandırmaya çok benzer. Tek farkı fotoğrafta sadece sınırlı bir bölge çok parlak görüntü verir.
Çözüm: Otomatik flaş kullanıyorsanız yanlış ISO ayarı yapmış, konuya gerektiğinden fazla yakın durmuş olabilirsiniz ya da konuya bir yansıtıcı girmiş olabilir. El ayarlı flaş kullanıyorsanız yanlış diyafram ayarı vermiş olabilirsiniz. ISO film ayarını, konunun uzaklığını ve sorunlu yüzeyleri kontrol edin. Diyafram ayarınızı yeniden hesaplayın.

Fotoğraf makinesinin sarsılması: Görüntüde hareket eden etmeyen her eleman bulanıktır.
Çözümü: Bu belki de en çok rastlanan hatadır. Diyafram açıkken makinenin hareket ettirilmesinden ötürü olur. Mümkünse tripotla çekim yapın. Hızlı bir enstantane kullanın. Eğer bu mümkün değilse, daha hızlı bir film kullanın. Fotoğraf makinenizi kurallarına uygun kullanın.

Eş Zamanlı Olmayan Flaş: Fotoğrafın sadece bir kısmı aydınlanmıştır.
Çözüm: Fotoğrafın tam olarak aydınlanması için elektronik flaşın, obtüratörün tamamen açıldığı anda çakması gerekir. SLR’de, kullanım kitabında önerilen enstantaneyi seçmelisiniz. Eğer daha hızlı ayarlarsanız, fotoğrafın sadece bir bölümü aydınlanacaktır. Bu sorun kompakt makinelerde yoktur.
Fotoğrafın Değerlendirilmesinde Dikkat Edilecek Noktalar
Bir sanatsal ürün ile duyusal iletişime (algılamaya) geçmenin ilk aşaması; “bakmak, dinlemek, okumak ve izlemektir.” Bu ilk duyusal etkileşim neticesinde alıcının (ürünle etkileşime giren kişinin) üründen estetik bir haz elde etmesi mümkündür. Ürünü “çözümlemek ve değerlendirmek” ise, bu duyusal etkileşimin sonrasındaki aşamalardır. Öncelikle ürünü “anlamayı” gerektirir. Bakmaktan, izlemekten, okumaktan, dinlemekten daha fazlasına; daha yoğun düşünsel, sezgisel yaklaşıma ve daha fazla bilgi birikimine ihtiyaç vardır. Duyusal etkileşim sonrasında izleyicinin, bir fotoğrafı çözümlemek amacıyla o görüntüyle girdiği etkileşime “Fotoğraf Okuma ve Yorumlama” diyoruz.
Fotoğraf Okuma; görüntü içerisindeki unsurların (içerik, biçim, teknik unsurlarının) “betimlenmesi” işlemini belirtmektedir. Buradaki “okuma” kelimesi, açıkça anlaşılacağı üzere bu kelimenin çağrışımsal anlamından dolayı kullanılmaktadır.
Fotoğraf Yorumlama ise; betimlenen unsurlar ışığı altında “anlamın ortaya konulması”, izleyicinin görüntüden “anlam üretmesi” işlemidir. Çoğunluğunu fotoğrafçıların oluşturduğu fotoğraf izleyicileri, bir fotoğrafı çözümlemeden önce kestirmeden sonuca gitme eğiliminde, yani doğrudan yargı aşamasına geçmektedirler. Fotoğraflar üzerinden yapılan seçme, eleme, sıralama, beğenme gibi eylemlere “Fotoğraf Değerlendirme” denilmektedir. Her şeyden önce, bir başkasının foto grafik söylemini yargılayabilmek; fotoğraf tarzları, teknikleri, kuramları ve kültürü hakkında birikime sahip olmayı gerektirir. Yetersiz bilgi birikimi, değerlendirmenin kısıtlı kriterler çerçevesinde yapılmasına neden olur ki, bu da ancak değerlendirmenin yetersizliğinin bir göstergesidir.
Fotoğraf değerlendirmelerine öznel tercihler etki eder, ancak varılan yargıyı desteklemek adına hangi yargı kriterlerinin dikkate alındığı ve bu kriterler çerçevesinde varılan yargının gerekçelerinin açıklanmasına ihtiyaç duyulur. Genelde kullanılan kriterler teknik, içerik, kuramsal ve özgünlük kriterleridir. Teknik kriterde zanaatkarlık boyutuna göre değerlendirme yapılır.
İçerik kriterinde fotoğrafın ardındaki dünya görüşü ve fikirsel altyapı değerlendirilir.
Özgünlük kriterinde fotoğrafın kendisinden sonra gelen çalışmalara ne ölçüde yön verdiği değerlendirilir.
Kuramsal kriterde ise fotoğrafın gerçekçilik, dışavurumculuk, biçimcilik, işlevsellik gibi sanat kuramlarını ne ölçüde desteklediği üzerine değerlendirme yapılır.
İyi bir “Fotoğraf Okuru” olabilmek için bu etkileşimlerin her biri üzerinde yetkinlik sağlanması gerekmektedir. Bunun yanı sıra bir fotoğrafçı, zaten her şeyden önce “iyi” bir fotoğraf okuru olmalıdır. Zira baktığı fotoğrafı okuyamayan, onun üzerine yorum yapamayan bir kişinin, fotoğrafla bir şeyler anlatması kendi başına paradoksaldır.
Hatalardan en fazla uzaklaşan ve etkili bir kompozisyon oluşturabilen fotoğraf değerlidir. Bu değerlendirmede birçok fotoğrafçılık derneğinin kriterleri farklıdır. Bazılarını inceleyecek olursak:
Fotoğraf Üretim ve Değerlendirme Ölçütleri
Fotoğrafın, gerek slâyt-negatif (film) gerekse dijital olsun değerlendirilişinde ölçütler küçük değişikliklerle de olsa aynıdır. Bu kriterler, genel olarak biçim ve içeriğe göre oluşturabilir.
Fotoğrafın Fiziksel Özellikleri:
Fotoğrafın fiziksel olarak kullanıma uygunluğu: Fotoğrafın sağlam olması yani, çizik, leke veya kalıcı hasar bulunup bulunmaması
Hangi format filmle çekilmiş olduğu. 35-roll-plaka, dijital vs.(Kullanılan film veya format fotoğrafın değerlendirilme kapasitesinin bilinmesi anlamında önemlidir.
Fotoğraf dijital makineyle çekilmişse çözünürlüğü ve kaydedilme şekli (tif,jpg vs.)
SB-Renkli, pozitif-negatif
Boyutu:10x15,13x18,18x24 vs.
Açık koyu ve renk dengesi.(fotoğrafın az veya çok ışık almış olması onun kullanılabilirliğini etkiler. Aynı şekilde, çekimden kaynaklanan veya zamana bağlı olarak filmlerde görülen renk kaymaları materyalin fiziksel değerlendirilişinde önem taşır.)
Fotoğrafta rötuş veya montaj: Resim işleme programlarında fotoğraf aslından çok uzaklaştırılabilmektedir. Fotoğrafa müdahalenin olup olmaması dikkat edilmesi gereken bir konudur
Fotoğrafın orijinal veya röprodüksiyon oluşu
Estetik Özellikler:
Çok geniş bir yelpazede değerlendirilebilecek bu konu KOMPOZİSYON ana başlığı altında aşağıdaki maddeler gözetilerek değerlendirilir.
Belirginlik
Bakış yönü
Bakış yüksekliği
Bakış açısı
Bakış Uzaklığı
Sadelik
1/3 kuralı veya Oranlar
Çizgiler
Denge (Simetrik/Asimetrik)
Perspektif ve Derinlik
Hareket
Tekrarlar (Ritim)
Işığın kullanımı (Doğal veya Suni ışığın etkili kullanımı)
Rengin etkili kullanımı
Doku
Vurgu
İçerik Ölçütleri
Doğruluk (Bilgi)
Anlaşılır olması
Etkili anlatım (Biçimin içeriği en etkili şekilde ortaya koymuş olması)
Bu bilgilerin yanı sıra genel kabul gören fotoğraf değerlendirme ölçütlerini şöyle sıralayabiliriz:
İlgi merkezi yeterli mi?
Belirginlik tam mı?
Arka plan uygun mu?
Keskinlik yeterli mi?
Işık uygun mu?
Dengeli mi? (kompozisyon dengesi)
Oranlama iyi mi? (altın oranlar)
Konu parlaklık oranı çözümlenmiş mi?
Kadraj tam mı? (bu fotoğraflarda gerekenlerin ayrıca nereden kesilip kadrajlanması gerektiğini göstermiş)
Bütünlük tam mı?

Evet arkadaşlar Temel Fotoğrafçılık derslerinin sonuna geldik :) Umarım sizin için yararlı bilgiler vermişizdir. Bizi takip etmeye devam edin :) Sağlıcakla kalın.

ÇEKİM YAPARKEN DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR

0 yorum

Konu Seçimi
Amacımıza göre fotoğraflayacağımız konunun çekimini yaparken dikkat etmemiz gereken birtakım hususlar vardır.
İç Mekânlar
İç mekânlarda zaman, sizden yanadır. Kompozisyonu oluşturacak objeleri teker teker yerleştirip her defasında ışıkları ayarlayarak kompozisyonu vizörden kontrol edebilirsiniz. İç mekânları fotoğraflamak için sehpa gereklidir ve geniş objektif kullanmanız faydalıdır. Objektifi dik tutmak önemlidir. Geniş bir iç mekânda pencereden içeri giren ışığın ulaşamadığı yerlerde büyük gölgeli alanlar oluşabilir. Bu nedenle tüm mekânı bir kareye sığdırmak yerine iyi aydınlatılmış detaylara odaklanmanız gerekmektedir. Küçük mekânlarda aydınlatma, geniş mekânlara oranla daha az sorun yaratır. Pencereden gelen kontrastlı ışık, yer yer karanlık alanların oluşmasına neden olsa bile, bu alanlar küçük bir flaş veya bir ya da iki reflektör kullanılarak aydınlatılabilir.


Hayvanlar
Hayvanlar, fotoğraflayabileceğiniz, kendilerine özgü hareketlere ve karakterlere sahiptir. Onların dikkatlerini kendinize yönelterek fotoğraflarını çekmek yerine, doğal hâllerinde fotoğraflarını çekin. Sabırlı ve sesiz olun. Fotoğraf çekme işleminizi kısa sürede tamamlayın. Ev hayvanınız poz vermeye istekli değilse, dikkatini çekmek için çiçek, oyuncak veya bir parça yiyecek kullanın.
Fotoğrafları göz seviyesinden çekin. Göz göze temas, insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da bir bağ oluşturur. Bu durumda, sıcak ve samimi fotoğraflar çekebilmek için hayvanınızın göz seviyesine eğilin. Hayvanlar koşup oynamaya bayılır. Bu sevinçlerini göstermek için onları hareket hâlinde fotoğraflayın. Hareketli resim çekebilmek için yüksek hızlı (400 -1000 ASA) film kullanın. Yüksek enstantane değerlerini tercih edin. Hareketin hangi noktada gerçekleşeceğini planlayarak o noktaya odaklanın. En doğru anı yakalayabilme şansınızı artırmak için çok sayıda fotoğraf çekin. Profesyoneller bile çok sayıda fotoğraf çeker.

Mimari
Mimari fotoğrafçılığın konusuna malikâneler, katedraller ve cami gibi büyük yapıların yanı sıra küçük dükkânlar, eski bina iskeletleri, detaylar ve uzak ülkelere ait aşina olmadığımız yapılar da girer.
Konuya vuran gün ışığının yönü önemlidir, bu da zamana ve güneşin konumuna göre değişir. Önden ve yukarıdan gelen ışık, kontrastları yumuşatır, binanın tüm bölümlerini benzer tonlarda aydınlatır ve böylelikle derinlik duygusunu azaltır. Yandan gelen ışık ise binanın bazı bölümlerini aydınlatırken bazı bölümlerini gölgede bırakır. Aydınlık ve karanlık alanlar arasındaki kontrast binanın dış yüzeyindeki dokuları daha belirgin hâle getirir ve binanın görünüşüne genelde daha ilginç bir yorum katar. Rasgele bir açıyla çekim yapmak yerine binanın çevresinde dolaşarak uygun çekim açıları araştırmaya zaman ayırın. Işık, binanın cephesinde iyi olmasa bile yan veya arka tarafında mükemmel olabilir.
Genel olarak konunun uzmanı olmayanların mimari fotoğrafçılık için yararlanabileceği en kullanışlı objektif, yaklaşık 28-70 mm (35 mm makineler için) bir objektiftir. Bu objektifi geniş açı ayarıyla kullanarak büyük bir binayı fazla uzaklaşmadan bile bütünüyle görüntüleyebilirsiniz; ancak köşelerde biçim bozulmaları görülebilir. Geniş açılı bir objektifle yüksek bir binanın tepesi, tabanına yakın bir yerden, makine yukarı kaldırılarak görüntülendiğinde; fotoğrafta “aşırı perspektif” olarak adlandırılan bir etki oluşur. Etkileyici olsalar da bu tür çekimlerde yapılar arkaya doğru devrilecekmiş gibi görünür. İçindeki mercek, merkez dışına kaydırılabilecek şekilde düzenlenmiş olan perspektif kontrolü bir objektifle (PC) bu sorun ortadan kaldırılabilir.

Hareketli Konular
Hareketli çekimler için gerektiğinden fazla araç-gereç yüklenmekten kaçının. Böylece daha hızlı hareket edebilirsiniz. Profesyonel spor karşılaşmalarında, basın fotoğrafçılarının bölgesine giremeyeceğiniz için, geniş açı çekimlerin dışındaki çekimleriniz için başlıca ihtiyaçlarınız, tele objektif (en az 90mm) ve bir film sarma motorlu (ya da otomatik kare ilerleten) bir makine olacaktır. Tribünlerdeyseniz, üçayak kullanamayacaksanız; bir el ya da omuz kabzası, makinenizi ve uzun objektifinizi desteklemeyi çok kolaylaştıracak ve makinenin titremesini azaltacaktır. Amatör spor karşılaşmaları daha iyi çekim olanakları sağlar. Çünkü bu tür karşılaşmalarda saha kenarında durabilir ve 90 mm’ye kadar zoom objektifi olan bir kompakt makineyle mükemmel fotoğraflar çekebilirsiniz.
Hareketin ve hareketli konuların fotoğrafını çekerken elinizdeki en önemli kontrol aracınız, makinenizdeki enstantane hızı ayarıdır. Enstantene hızı, saniyenin kesirleri olarak ölçülür. 1/500, 1/250, 1/125, 1/60sn. şeklinde artarak 1/2 sn. 1 sn. ve üstü pozlama süresine kadar çıkar. Enstantane hızının ikiye katlanarak arttığına dikkat edin. Hangi enstantane hızını seçeceğimize karar verirken iki noktayı göz önünde bulundurmalısınız. İlk olarak kullandığınız enstantane hızı için doğru pozlandırmayı sağlayacak yeterli bir diyafram ayarını her zaman bulamayabileceğinizi bilmelisiniz. Örneğin parlak, güneşli bir günde hızlı film kullanıyorsanız, enstantane ayarı 1/2 saniye yaptığınızda en kısa diyafram ayarında bile çok pozlu sonuçlar elde edebilirsiniz Tam tersi, ışık düzeyi düşük bir ortamda yavaş bir film kullanıyorsanız 1/1000 saniyelik bir enstantane hızında en açık diyafram ayarını kullansanız bile az pozlu görüntüler elde etmeniz kaçınılmazdır.  İkinci olarak enstantane hızının, çekilen hareketli objenin kart üzerindeki görüntüsünü etkilediğini bilmelisiniz. Örneğin, hızla giden bir arabayı çekmek için 1/30 gibi yavaş enstantane ayarı seçerseniz görüntü çizgili ve bulanık olacaktır.

Manzara
Manzara fotoğrafçılığı, sadece kırsal alan çekimleriyle sınırlı kalmayan çok geniş kapsamlı bir konudur. Etkili manzara fotoğrafı çekmek için gözünüzün ışığa olan hassaslığını geliştirmelisiniz. Havanın durumu, mevsimin önemi, mesafe ve görüş açısı, kompozisyonu etkileyen en önemli faktördür. Pusluluk ve duman, renkli konuyu sakin hâle getirir ve gizemlilik duygusu yaratır. Fırtınalar, dramatik olarak ışığı değiştirir. Ayrıca görüntüyü çekmeden önce havanın değişik zamanlardaki ışık durumunu gözlemelisiniz.
Hava durumu hızlı değişiyorsa sizin de hızlı çalışmanız gerekir. Manzara görüntüsü, sezonun durumuna göre değişir. Bazen ışık özellikle yılın birkaç gününde etkili bir şekilde görüntüye gelir. Günün en uzun, en kısa olduğu zamanlar gibi renkler ve renk tonları ışıklandırmaya bağlıdır.
Görüş açısı, manzara fotoğraflarında kompozisyon için en önemli elementtir. Aynı manzara, değişik görüş açılarından baktığınız takdirde renklerin ışık yönünün ve biçiminin dramatik olarak değiştiğini görürsünüz.
Portreler
Portre fotoğrafçısı, fotoğraf çekerken kişinin en etkileyici karakteristik yapısını vurgulamayı amaçlar. Tanısak da tanımasak da fotoğraf konumuzu oluşturan kişinin yüzünü inceler, gözlerindeki ifadeden, yüzündeki anlamdan duygularını, karakterlerini, güdülerini kavramaya çaba gösteririz. Portre fotoğrafçısının bunları rahat bir atmosferde yapması gerekir.
Kısa telefoto objektifler portreler için genellikle kullanılan objektiflerdir. 35 mm'lik fotoğraf makineleri için 100 mm'lik veya 135 mm'lik objektiflerle kareyi tam olarak portrenin kafasıyla doldurabilirsiniz. Sehpa kullanmak teknik olarak gereklidir. Sehpa kullanarak her zaman vizörden bakmak durumunda kalmaz ve daha doğal şekilde görüntü alabilme imkânı elde edersiniz. Portre çekiminde içeride, dışarıda veya stüdyoda olsun çevre direkt olarak konuyu etkiler. Portre fotoğraflarında, kişilerin yaşadıkları çevrenin de kadraja dâhil edilmesi gerekebilir. Bu durumda kadrajda genellikle 2/3 oranında portreye yer verilmelidir. Portre fotoğraflarının çekiminde göz hizası en iyi görüş açılarındandır.
Diğer önemli nokta, portrenin ışıklandırılmasıdır. Pek çok fotoğrafçı, portre çekerken basit ışıklandırmayı ve mevcut ışığı kullanmayı tercih eder.

Yakın (makro) Çekim
Diğer ismi makro olan çekimler için uzun odaklı objektiflere ya da close-up lens, konvektör veya extension tupe denilen ve objektifin odak uzaklığını değiştiren küçük borular gibi yardımcı malzemelere ihtiyacımız olacaktır. Genellikle piyasadan alacağımız fotoğraf makineleri ile gelen 50 mm’lik normal açılı objektifler makro çekimi için uygun değildir. Bu objektiflerle konuya 45-50 cm’den daha fazla yaklaşmak mümkün değildir.
Makro çekimlerde, alan derinliği çok kısıtlıdır, dar açılı objektif ve konuya yaklaşma, alan derinliğini azaltır. Bunun yanı sıra açık diyafram tercih edildiğinde de alan derinliği bazen santimlerle (kullandığınız objektif ve yaklaşma durumunuza bağlı olarak bazen milimetre bile olabilir) ifade edilecek kadar azalır. Alan derinliğinin azalması, konunun can alıcı yerinin net, geri planın tamamen netsiz olması fotoğrafa ayrı bir anlatım katar. Böylece belirtmek istediğiniz konu çevresinden ayrılıp ön plana çıkar.
Makro çekimlerde doğru noktanın seçilerek netlik ayarının yapılması gereklidir.
Netliği etkileyen diğer önemli bir nokta ise bu tür için kullanılan objektiflerin genellikle ağır olmasıdır. Bu ağırlık yüzünden makine ve objektif titremeye müsaittir. İlkbahar aylarında bir çiçek makrosu çekmek istediğinizde ortamdaki rüzgâr çiçeğin sallanmasına sebep olacaktır, bu yüzden doğru netlik noktasını bulmanız hemen hemen imkânsız bir hâle gelecektir. Bu durumlarda en uygun çekim için rüzgârın en az olduğu saatler tercih edilmeli ve çekimde sehpa kullanılmalıdır.
Geniş açılı (balıkgözü) objektiflerle makro çekimler yapıldığında objede meydana gelecek perspektif kaymaları ilginç görüntüler meydana getirebilir.( Fotoğraf 2.12 )

Diyafram ve Enstantane
Fotoğraf çekerken, diyafram seçimi ve dolayısıyla netlik derinliği seçimi, size vurgulayacağınız yeri seçme şansı verir. Pozlandırma açısından, diyafram açıklığı ve enstantane ayarları birbiriyle bağlantılıdır. Konunuzun omuz ve baş çekimi olduğunu, dikkati dağıtan bir arka planın önünde durduğunu düşünelim. Netleme ayarını tam olarak konunuzun gözüne göre yapar ve geniş bir diyafram kullanırsanız (f 2.8 gibi), arka planı hafifletip 24 dikkati dağıtmasını önleyebilirsiniz. Pozlandırmayı dengelemek için hızlı bir enstantane gerektiğini göreceksiniz.
Işık ve Filmin Dikkate Alınması
Diyafram açıklığı ve enstantaneyi seçebilme derecesi, büyük ölçüde var olan ışık koşullarına ve kullandığınız filmin türüne bağlıdır. Örneğin, çok az ışıkta f8’in seçilmesi, doğru pozlandırma sağlamak için, son derece düşük bir enstantane gerektirecektir. Böylesine düşük bir enstantanede, yavaş hareket eden bir figürün bile hareketini ‘dondurmak’ imkânsızlaşacaktır. Filmin hızının ikiye katlanması durumunda (diyelim ki ISO 200’den
400’e) aynı ışık koşullarında daha hızlı bir enstantane ya da daha kısık bir diyafram
kullanarak yine doğru bir pozlandırma elde edebilirsiniz.
Programın Yönlendirilmesi
Diyafram ve obtüratör ayarlarını gösterdiği sürece, öncelikli pozlandırma ayarı olan otomatik bir makinede programı kendi istediğinize göre yönlendirebilirsiniz. Diyaframöncelikli pozlandırma programındayken objektifi f 16’ya ayarladığınızı ve fotoğraf makinesinin de doğru pozlandırma için 1/125sn. (resim 19) seçtiğini varsayın. Diyafram ve obtüratör arasındaki ters orantılı ilişkiden ötürü, gerçekte 1/500sn.’lik bir enstantane istiyorsanız diyaframı f 8’e ayarlamanız yeterli olacaktır Foto

Enstantane
Fotoğraf makinesinin, saniyelerle ve saniyenin kesirleriyle işaretlenmiş bir kadrajla kontrol edilen enstantane ayarı, diyafram açıklığı ile birlikte film üzerine ne kadar ışık düşeceğini belirler. Ama, daha da önemlisi, enstantane ayarı, hareketli ya da durağan konuların net ve keskin detaylı olarak mı yoksa belli bir izlenimi ifade edercesine bulanık olarak mı kaydedileceğini belirler. Obtüratör açıkken fotoğraf makinesinin hareket etmesiyle oluşabilecek istenmeyen titremelerden kaçınmak için yeterince yüksek bir enstantane hızı kullanmalısınız. Eğer, makinenizi bir üçayak üstüne oturtursanız, makinenin titreme tehlikesi ortadan kalkacağından, saniyeler süren uzun enstantaneler kullanabilirsiniz. Buna karşın makineyi elinizde tutuyorsanız; genel kural, hiç değilse enstantane değerinizi objektifinizin odak uzaklığına denk bir değere taşıyınız.
Yaratıcı Kontrol
Fotoğrafını çektiğiniz hareketli bir konuyu yorumlamak için enstantaneyi kullanabilirsiniz. Örneğin, koşan bir insanı çekerken, bütün ayrıntılarıyla "dondurulmuş" bir görüntü için 1/250 hatta 1/500 sn.’lik bir enstantane kullanılırsa çekim sırasında koşan insan figürü, objektifin görüş alanının bir ucundan diğer ucuna doğru çok hafif olarak hareket etmiş olacaktır. Sonuçta koşucu tanınabilir; ama görüntü biraz bulanık durumdadır. Bu da fotoğrafa hareket ve canlılık hissi katar. Her zaman, enstantane ile diyafram açıklığını birlikte dikkate almak zorundasınız. Aynı örneği kullanarak 1/500 sn.’de doğru poz için pozometreniz f4 verdiyse, 1/60 sn'de f11 kullanmanız gerekecektir. Bu durumda netlik derinliği önemli ölçüde artacak belki de, dikkati dağıtan bir arka plan da netleşecektir.
Pan Yapma
Enstantaneyi yaratıcı bir şekilde kullanmanın başka bir yolu da "pan yapma", yani obtüratör açıkken fotoğraf makinesini hareket ettirmektir. Bunu yapmak için, 1/30 ya da 1/60 saniyelik bir enstantane seçin ve pozlandırma yaparken konuyu makinenize göre aynı konumda tutmaya çalışarak konunun hareketini makineyle izleyin. Hareket eden konu net görünecek ama, bütün hareketsiz nesneler (arka plan gibi) bulanık olacaktır.

Hareketin Dondurulması
Fotoğraf makinesiyle hareketin dondurulması için başvurulan iki yöntem vardır. Bunlardan biri, ani yoğun ışık veren flaş; diğeri, hızlı bir enstantane kullanımıdır.

Manüel Pozlandırmalar
Havai fişekler gibi konularda, enstantaneyi uzun pozlama süresinde ayarlayarak makineyi bir tripot üstüne yerleştirin. Parmağınızı deklanşörden çekene kadar enstantane perdesi açık kalacaktır.

Manzara Çekimi
Not: Her iki fotoğraf da aynı ISO ve diyafram ayarında çekilmiştir. Farkı oluşturan gün ışığının değişmesidir

İşlem Basamakları
Çekmek istediğiniz manzara fotoğrafına karar veriniz.( Gün batımı, dağ, deniz vb.)
Manzara çekimi yapacağınız bölgeyi önceden araştırınız, mevsim şartlarını dikkate alınız.
Kompozisyonunuzu planlayınız.
Kompozisyonu önce kafanızda oluşturunuz.
Manzara fotoğrafı için çekim açınızı belirleyiniz.
İstediğiniz etkiyi verebilmek için karar verdiğiniz kompozisyonun etrafında biraz dolaşarak değişik açılardan gözlemleyebilirsiniz.
Çekim açınıza ve kompozisyonunuza uygun ortam ışığının ayarlarını belirleyiniz.
Fotoğrafta bırakmak istediğiniz etkiye göre hareket ediniz.
Netleme ayarlarını yapınız.
Çekim açınıza ve fotoğrafa gelen ışık miktarına uygun olarak netleme ayarlarınızı kontrol edebilirsiniz.
Diyafram ya da örtücü öncelikli mi çekim yapacağınıza karar vererek, fotoğrafınızı çekiniz.
Konuma ve çekmek istediğiniz konuya uygun diyafram veya enstantane öncelikli çekim denemeleri yapabilirsiniz.
Evet arkadaşlar sizi de çok sıktıysam affola :) Umarım dersimiz bir işe yaramıştır yarınki dersimiz FOTOĞRAF DEĞERLENDİRMEDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR :) Görüşmek Üzere kendinize iyi bakın :)

ÇEKİM ÖNCESİ HAZIRLIK İÇİN DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR

0 yorum

Makine Seçimi
Fotoğraf, çağdaş insanın yaşama alanının her köşesine çeşitli sebeplerle yerleşmiş durumdadır. Vesikalıklar, düğün, nişan, mezuniyet gibi hayatımızın özel anlarının yanı sıra bilimsel araştırmalara kadar her konuda fotoğrafçılıkla iç içe yaşıyoruz. Her zaman daha yenisi sunulan ve neredeyse günler içinde eski kalabilen teknoloji, bu alanda da birçok kolaylıklar getirmektedir. Ancak iyi bir fotoğraf çekmek için bu yeterli olmayacaktır ve göründüğü kadar kolay bir iş değildir. İyi bir çekimin arkasında biraz bilim, sanat görüşü, teknik bilgi, tecrübe ve ilham yatar. İlham, içten gelen tecrübe ise zamanla kazanılan olgulardır. Ancak ilk üçü konusunda bir şeyler öğrenmek ve bu bilgilerle fotoğrafları daha güzel bir hâle getirmek mümkündür. Günümüzün 35 mm’lik kompakt ve SLR fotoğraf makinelerinde giderek her şey otomatikleşmektedir. İstendiğinde otomatik ayarı devre dışı bırakarak tamamen elle ayarlanabilen makineler ise her iki özelliği de sunduğundan oldukça avantajlıdır. Kompakt ve SLR arasında bir seçim yapmadan önce çekeceğiniz resim türüne karar vermeniz gerekir. Eğer yalnız şipşak resim istiyorsanız en iyi seçim bir kompakt makine olacaktır. Ancak çok özel bir görüntü yakalanmak isteniyorsa, çok sayıda çeşitli objektif ve aksesuarlar kullanılacaksa SLR makineler uygun olacaktır. SLR makinelerin başka üstünlüğü de görüntüyü çerçevelemekteki hassaslığıdır. Vizördeki (bakaç) görüntü objektifin gördüğünün aynısıdır. SLR makinelerin birçoğu, çok çeşitli objektiflere ve aksesuarlara sahiptir.

Fotoğraf Makinesinin Tutulması
Fotoğraf çekimi sırasında dikkat edilmesi gereken en önemli noktaların başında net bir görüntü elde etmek gelir. Net bir görüntü elde etme aşamasının en başında fotoğraf makinesinin tutuluşu özel bir önem taşır. Eğer kompakt, SLR ya da DSLR (dijital SLR) tipi bir makine kullanıyorsanız ve uzaktan çekim yapacaksanız tutma yerini sağ elinizle kavrayın ve makine gövdesi veya objektifi sol elinizle destekleyin ve dirseklerinizi hafifçe gövdenize dayalı tutun. Bu pozisyon size, fotoğraf makinenizin ayarlarını sol elinizin baş ve işaret parmağı ile daha rahat yapabilme imkânı verecek, sağ elinizle fotoğraf makinenizi hareket ettirmeden makineyi sarsmadan deklanşöre basmanızı sağlayacaktır. Diz çökerek çekim yapmanız gerekirse destek sağlamak için dirseğinizin birini dizinize dayayın. Yavaş enstantanelerde makinenin tabanını uygun bir yüzeye dayayın veya tripot (üçayak) kullanın. Yere yakın çekimlerde ise ağırlığınızı iki dirseğinize eşit olarak dağıtarak uzanın. Gerekirse fotoğraf makinenizin altına çanta vb. destekleyici malzemeler kullanın. Uygulayacağınız bu kurallar size fotoğraf makinenizi hareket ettirmeden net fotoğraflar çekebilme imkânı sağlar.


Obje ya da Konu Seçme:
Fotoğrafın ilgi çekiciliğini, konu ve obje seçimi, kompozisyon ve teknik bilgiler oluşturur. Bu nedenle obje ve konu belirlerken bakış açınızı da iyi seçin. Fotoğrafını çekeceğiniz konuyu nasıl görmek istediğinizi düşünün. Sabit bir konunuz varsa (bina, ağaç vb.) etrafında biraz dolaştıktan sonra en iyi açıyı bulmaya çalışın. Perspektif hatalarını hesaba katmayı unutmayın (Perspektif: Gerçekte üç boyutu olan bir cismin iki boyuta indirgendiğinde büyüklüğü ve biçimi arasındaki ilişkidir.).


Kompozisyonun Oluşturulması
Güzel bir fotoğrafı, sıradan ve aceleyle çekilmiş bir fotoğraftan ayıran en önemli özelliklerden biri de güçlü ve iyi bir kompozisyondur. Kendine ait hikâyesi olan bir konu iyi bir kompozisyon oluşturur Yani fotoğraf çekerken kompozisyonun öğelerini doğru bir biçimde yerleştirip bir farklılık oluşturduğunuzda iyi bir fotoğraf için ilk adımı atmış olursunuz. Kompozisyonu oluşturmakta kullanacağınız öğelerin doğada çok sayıda örneği vardır  Bunlar çizgiler, dokular, hareket, sadelik, yinelemeler ve perspektif gibi araçlardır. Bu araçlar fotoğraflarınıza canlılık, denge ve kontrast sağlar. Bazen bir doku veya yineleyen biçimler güzel bir fotoğrafın tamamını oluşturabilir. Çizgiler belki de doğada en sık gördüğümüz kompozisyon ögesidir. Etkili bir biçimde
kullanıldığında çizgiler, gözlerimizle fotoğrafın üzerinde takip edilerek fotoğrafa anlam katar. Üç türlü çizgi vardır; yatay, dikey ve diyagonal. Bunlar fotoğraf içinde duruma göre enerji ve devinim yaratır. Yatay çizgiler, fotoğrafı izleyenlerde durağanlık ve pastoral duygu oluşturur. Boş alanlar, tepelerin üst sınırı, göller, ırmaklar ve deniz manzaralarında yatay çizgiler oluşacaktır. Doğa fotoğraflarında en sık görülen yatay çizgi ise ufuk çizgisidir. Eğer kesintiye uğramamışsa ufuk çizgisi fotoğrafta oldukça durağan bir etki yaratacaktır. Uzun yatay çizgiler olan manzaralarda fotoğraf çekerken yatay kadrajı tercih etmelisiniz çizgiler ise fotoğrafınıza güç duygusu yerleştirir ve görsel güzelliğini artırır.



Doğa fotoğraflarında ağaç gövdeleri, çiçek dalları veya uzun otlar dikey çizgiler yaratır. Eğer dikkati obje üzerinden uzaklaştırmıyorsa dikey çizgileri fotoğrafınıza dâhil etmeye çalışın. Diyagonal çizgiler fotoğraflarınıza diğer çizgi türlerine göre daha fazla enerji ve devinim kazandırır (Fotoğraf 1.4–Fotoğraf 1.5.). Bu çizgiler fotoğraf üzerinde izleyicilerin gözlerini bir yöne doğru yönlendirir. Diyagonal çizgileri dağ veya tepe yamaçları, ağaçların dalları veya ormanda yapraklar arasından sızan ışık ışınları yaratabilir. Özellikle makro fotoğraf çekerken bir dikey çizgiyi makinenizin açısını değiştirerek diyagonal çizgiye dönüştürebilir ve böylece daha etkili bir sonuç yaratabilirsiniz.

 




Fotoğrafınızda renkler, biçimler veya çizgilerin kendilerini yinelediği durumlarda bir doku oluşacaktır. Doku, bir nesneyi nesne yapan bir özelliktir. Bizim bugüne kadar hissettiğimiz bütün cisimler dokularıyla vardır ve dokuları olduğu sürece biz onları tanımak istemeye devam edeceğiz. Yere düşmüş yapraklar, otlar arasında rastgele olarak dağılmış çiçekler veya bir yamaçtaki ağaçların yarattığı görüntüler buna örnek olabilir. Doku etkisi yaratabilmek için gerek çekimlerde olsun, gerekse de baskı esnasında basit kontrast teknikleriyle dokuyu meydana çıkartmamız mümkündür. Abartılmış dokular günlük hayatta hissettiğimiz doku izlenimini iki boyutlu zeminde yakalamamıza yardımcı olacaktır. Dokuyu, ön plana çıkarılmış ışık gölge oyunlarıyla da fotoğraflayabiliriz
 

Perspektif, fotoğrafta derinliğin bir göstergesidir. Fotoğrafınızda yukarıda anlattığımız elemanları kullanım biçiminize göre perspektifi artırabilirsiniz. Geniş açılı lensler perspektif etkisini artırır, dar açılı olanlar ise azaltır. Perspektifi vurgulamak isterseniz lensinizin odak uzunluğunu düşürün, objenizi ön plana yerleştirin ve makinenizi aşağıdan yukarıya doğru biraz açılı konumlandırın.
Bu kuralları uygularken anlattığımız elemanları ayrı olarak düşünerek deneme fotoğrafları çekin, böylece konuyu daha iyi kavrayacak giderek kompozisyon konusunda daha ustalaştığınızı göreceksiniz. Doğaya baktığınızda, çizgiler, dokular, desenler ve perspektif etkisi yaratabilecek öğeleri rahatça göreceksiniz.
Diyafram
Diyafram, öncelikle nesnenin film düzlemi üzerinde tespit edilmesi için gerekli "ışık miktarını" ve "alan derinliğini" denetleyen sistemdir. Objektif üzerinde merceklerin arasında yer alır. Kısılıp açılarak film düzlemi üzerine gelen ışığın miktarını ayarlar. Işığın yoğunluğunun kontrol edilebilmesini sağlayan, büyütülebilen ya da küçültülebilen bir delikten ibarettir. İki fonksiyonu vardır.
 Işığın yoğunluğunu kontrol eder.
 Net alan derinliğini kontrol eder.
Diyaframın ve obtüratörün (enstantane) birlikte kullanılması ile ışığın yoğunluğu, süresi, hareket ve alan derinliği kontrol edilir.



Diyafram açıklıkları
Diyafram açıklıkları f değerleri ile gösterilirler. Standart diyafram açıklıkları f:1.2 - f1.4 - f1.8 - f2 - f2.8 - f4 - f5.6 - f8 - f11 - f16 - f22 - f32 şeklinde bir dizi oluşturur (Resim 10). Bu diziden sağa doğru gidildikçe diyafram açıklığı alan olarak her seferinde yarıya düşer. Yani F:5.6 diyafram açıklığı f:4 diyafram açıklığının geçirdiği ışığın yarısını geçirir. En büyük f sayısı en küçük açıklığı, en küçük f sayısı en büyük diyafram açıklığını gösterir. Diyafram açıklığı sadece film düzlemi üzerine düşecek ışık miktarının belirlemekle kalmayıp aynı zamanda çekilen konunun önünde ve arkasında ne kadar net alan derinliğinin kalacağını da belirler.
Bakaç (Vizör):
Film düzleminde oluşacak görüntüyü izlememizi sağlayan sistemdir. Birçok makinede odaklamayı kolaylaştırıcı telemetre, kırık görüntü, mikro prizma gibi sistemler bakaç içerisinde yer alır ve ışık ölçümü, ışıklama, pil kontrolü gibi işlemler bakaçtan izlenerek yapılır
Bir objektifin elle ya da otomatik olarak odaklandığı noktanın önünde ya da arkasında oldukça keskin bir bölge bulunur. Bu bölgeye de netlik derinliği adı verilir.
Enstantane:
Objektiften gelen ışığın filmin üzerinden geçiş süresini ve gerekli obtüratör hızını düzenleyen uluslararası zaman birimidir. Genel olarak ışığın az olduğu yerlerde yükseltilir, ışığın çok olduğu bölümlerde ise düşürülür. Ancak bu kesin bir kural değildir. Ayarlar elde edilmek istenen etkiye göre değişir. Örneğin akar su çekiminde suyun hareketini yakalamak istiyorsak ortam ışıklı da olsa enstantane düşürülmeli, ışık dengesini diyaframı kısarak sağlamalıyız. Dolayısıyla enstantene aynı zamanda hareketin akışını da ayarlar. Hareketli bir cismi durağan ya da hareketi akıcı göstermek enstantane ayarları ile ilgili bir durumdur.
Enstantane değerleri: 1– 2 – 4 – 8 – 15 – 30 – 60 – 125 – 250 – 500 – 1000 – 2000 – 4000 şeklinde bir dizi oluşturur. Hangi enstantane değerinin tercih edileceğine ortama ve kullanılan ayarlara göre karar verilir.

Evet arkadaşlar sizi de çok sıktıysam affola :) Umarım dersimiz bir işe yaramıştır yarınki dersimiz ÇEKİM YAPARKEN DİKKATEDİLECEK NOKTALAR :) Görüşmek Üzere kendinize iyi bakın :)

Temel Fotoğrafçılık Dersleri

Sevgili fotoğraf sever,
Fotoğraf çekimi her zaman ve her yerde yapılabilir fakat her zaman ve her yerde aynı
kurallar geçerli değildir. İyi fotoğraf çekebilmenin temelinde belli bir birikimin ışığında
yapılan seçimler yatar.
Hemen hemen her fotoğraf, ister bir manzara, ister bir grup insan ya da tarihî bir yapıt
olsun daha da geliştirilebilir. ‘‘Fotoğraf’’sözcüğü, ışıkla yapılan resim anlamına gelir. Bir
fotoğrafçının başarısı, işlediği konudan bağımsız olarak bir sahnenin atmosferini izleyiciye
ne kadar aktarabildiğine bağlıdır. Kalıcı olabilmiş bir fotoğrafın şans eseri çekildiğine çok
ender rastlanır. Çoğu zaman, doğru anda doğru yerde olmak sabır isteyen uzun bir çalışma
gerektirir. Teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan ileri teknoloji fotoğraf makineleri ve
aksesuarları her türlü kolaylığı sağlasa da, sadece iyi pozlandırılmış, netlik ayarı yapılmış bir
görüntü, iyi bir fotoğraf için tek başına yeterli değildir.


Bugünden itibaren her gün sizler ile paylaşacağımız bir dersimiz ile amacınıza uygun fotoğraf makinesiyle uygun kompozisyon yaratarak diyafram veya enstantane öncelikli çekimler yapabileceksiniz.

Derslerimize BURADAN Ulaşabilirsiniz :)

Editörden

0 yorum

Sizlere biraz gecikmeli de olsa ikinci kez merhaba diyebilmenin mutlulugu içersindeyiz.

Bir Kare Fotoğraf; tamamen amatör çabalarla hazırlanmaktadır.  Bizler fotoğraf gönüllüleriyiz. Bizler gibi düşünenlerle bir arada olmak istiyoruz. Fotoğrafa gönül verenlerin düşüncelerini paylaşmak, yazılarını okumak, fotoğraflarını görmek istiyoruz. Biz üzerimize düşen görevi elimizden geldiğince yapmaya çalışıyoruz. Ve inanıyoruz ki bu görev sadece bizlere değil eli kalem tutan, parmağı deklanşöre basan, fotoğrafa büyük emek veren, hayatinin önemli bir bölümünü fotoğrafa adayan herkesin Bir Kare Fotoğrafı yaşatmak için ellerinden geleni yapmaları en büyük beklentimiz ve temennimizdir.